Ramazan sonrası Yavuz Abacıoğlu ve Ferhat Kartal kardeşimiz ile birlikte bize destek veren insanların yüreklerini de yanımıza alarak SUDAN’A UMUT OL projesi kapsamında yola çıkıyoruz.

Yüreğimiz sevgi dolu heybemizde ise binbir umut. Hava şartlarının olumsuz olması nedeni ile altı saat geçikme ile Sudan’a ulaşıyoruz.Bölgede ticaret ile uğraşan Adem Koç kardeşimiz karşılıyor bizi doğruca hem dinlenmek hemde yapacaklarımızın planını yapmak için Adem kardeşimizin başkent Hartum daki iş yerine geçiyoruz. Kısa bir dinlenme ve çay molasından sonra dağıtımı yapılacak kumanyaların alımına geçiyoruz..Alımdanm sonar bu malzemeleri beklerken dağıtım desteği için  Türkiye Cumhuriyeti Devletimizin bölgedeki temsilciliği olan TİKA’ya geçiyoruz.

 

Tika Sudan koordinatörümüz Cemalettin Güncenci ile tanışıp hasbihal ediyor bölgenin sorunları ve yapılması gerekenler ile ilgili fikir alışverişi yapıyoruz. En iyi dağıtım yapılacak bölgenin, Sudan’ın kanaat önderlerinden Dr.El Fatih Ali Hasaneyn Muhammed Şerif’in ağırlıklı olduğu Hartuma 7 saat uzaklıktaki Sinnar eyaleti olduğunu öğreniyor ve  Muhammed Şerif ile görüşmek üzere Hartum’daki ofisine geçiyoruz.Yolda giderken bu şahsında klasik bir imam yada cemaat lideri olduğu zannı ile ofise varıyoruz.

 

Ofis binasına vardığımızda hayret içinde kalıyoruz.Çünkü ofisin binası baştan aşağı Sudan ve Türk bayrağı ile giydirilmiş.Türkiye Cumhuriyeti Devleti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğanın resmi ise hemen bayrakları yanına asılmıştı. Geçiyoruz ofise 3-5 kişilik bir karşılama heyetinin ardından Muhammed Şerifin odasına giriyoruz. Duvarlarda Aliya İzzetbegoviçten-Mursiye Recep tayyip Erdoğandan-Kardaviye bir çok seçkin insanın birlikte çekilmiş resimleri ve istiklal marşının duvarda asılı arapçası ile karşılaşıyoruz.

 

Bizim için hazırlanan ikramlardan sonar hasbihal ediyoruz.Görüyoruz ki üstad tam bir Türk Devleti aşığı.Ömrünü okumaya yazmaya ve insane yetiştirmeye adamış..Dirina köprüsünden tutun dünyanın değişik meseleri hakkında kitap ve yazıları kaleme almış..Bir kaç tane t Türkçeye çevrilmiş eserini de bizler için imzalıyor..

Sonra dağıtım için en uygun yerin Sinnar bölgesi olduğunu söylüyor ve Sinnar valisi ile görüşüp bilgi veriyor bilgi alıyor..Vali Yol güzergahı boyunca kontol noktalarından geçebilmemiz için gerekli belgeleri ve yakın koruması ve şöförü olan Musa Muhammed’i bizimle buluşması için Hartum’a yolluyor..Bizde üstad ile helalleşip kesilecek adaklar için AL BARAKA isimli Türk et firmasnın yolunu tutuyoruz.

 

Siparişlerin ardından TİKA da ki görevli kardeşimiz Muhamed Candallahı yanımıza alarak yola çıkacak malzemelerin yüklenmesi kamyonlarımızın yanına geçiyoruz.

Muhammed Kardeşimi gıda alımı yapılacak yerde bırakıp şehir merkezine 30 km uzaklıktaki yetim hanemize geçiyoruz.

Daha once hazırladığımız kıyafet setlerimizin yanına çocuklar için market alışverişlerini de alarak yola koyuluyoruz. Akşamın alaca karanlığında yetimhanemize varıyoruz.Kerpiç camları ve pencereleri kapıları olmayan toprak zeminde bir alanın etrafına çevrelenmiş yatakhanelerin olduğu bir yere geliyoruz.Hava sıcak olduğu için toprak zeminde kimi uyuyan kimi oynayan çocuklar ile karşılaşıyoruz..Yetimhane yanında kurduğu fırından sattığı ekmekler ile burayı çevirmeye çalışan yetimhane hocası ile tanışıyor ve dağıtımları yapıyoruz.Yüreğimiz hüzünlü olsa da belli etmiyor çocuklar ile oynuyor gülüyor zaman geçiriyoruz.Bizden taleplerini aldıktan sonra saat gece yarısı 01:00 gibi konaklayacağımız evimize geçiyoruz

İki saatlik bir uykudan sonra bize refakat için vali beyin yolladığı Musa Muhammed ile buluşup  erzak yüklü iki kamyon ile bizim için bilinmez ama dünya için var olan mazlum bir coğrafyaya doğru yola çıkıyoruz.Yolda kamyonumuz arıza yapıyor ve zorunlu bir mola veriyoruz.Aracımızdan indiğimizde ilerde yerde duran büyük bir Türk bayrağı olduğunu görüyor ve oraya doğru hayret ile ilerliyoruz. Fakat birazdan göreceklerimiz bizleri hem şaşırtıyor hem gurur veriyor..Şanlı bayrağımızı üzerine yorgan yapmış uyuyan bir Sudanlı kardeşimize rastlıyoruz..

 

Üstad Arif Nihat Asyanın

Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder…
Gölgende bana da, bana da yer ver.
Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar:
Yurda ay yıldızının ışığı yeter.

Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün
Kızıllığında ısındık;
Dağlardan çöllere düştüğümüz gün
Gölgene sığındık…. Dizeleri aklımıza geliyor hem gururlanıyor hem hüzünleniyoruz.

Beklerken Sudan’ın her yerinde görebileceğiniz hanımların işlettiği onlarca çeşit kahve ve çayın közde yapıldığı bir çay ocağında istirahat ediyoruz.Yeni aracımız geliyor ve yola devam ediyoruz.

Gün aydınlanırken yol güzergahı üzerinde perişan halde onlarca yerleşim yerinde geçiyoruz..Dönüşte köylere girip insanların bize emanetlerinin bir kısımlarının burada dağıtmaya karar veriyoruz.Ve uzun ve yorucu bir yolculuk sonrası gecen yıl sel baskınında 176 kardeşimizin vefat ettiği Sinnar eyaletine varıyoruz.Kısa bir eyalet turundan sonra vali beyin makamına geçiyoruz.Biz bir yandan  vali bey ile tanışıp hasbihal ederken diğer yandan Valilikte bulunan zekat merkezindeki insanları bir hastahene bölgesine toplama çalışmaları başlıyor..

Yemek çay ve kısa bir istirahatten sonra dağıtım alanına geçiyoruz. Biz alana geçerken vali beyin acil bir işi çıkıyor alana vali yardımcı ile geçiyoruz.Fakat bir şey dikkatimizi çekiyor..Alandaki bayanların yüzlerinde biraz tedirginik birazda çekingenlik var. Vali yardımcısı bir konuşma yapıyor..Bizim Türkiye’den geldiğimizi söyleyince bir alkış kopuyor ve rahatlıyor insanlar.Bir kere daha şahit oluyoruz TÜRK BEKLENİLENDİR..Kumanya kıyafet ve nakit dağıtım ardından daha önce karar verdiğimi gibi aracımızın arkasını erzak ile doldurup yol güzergahındaki yerlere uğramak için Hartuma yola çıkıyoruz.

İlk yerleşim yerimiz 50-60 haneli yol kenarında bir yer.Yol kenarında oynayan 3-5 çocuk aracımızı durduruyoruz ve aşağı iniyoruz.Çocukların hepsi kaçıyor..Ellerimize çikolata şekerleme alıyoruz ve karşıdan sallıyoruz ama hala tedirginler.Biz Türkiye diye bağırınca çocukla hemen koşuyor yanlarımıza bir kıyamettir kopuyor. Oyunlar gülüşmeler derken malzemeleri bitiriyor bir sonraki yer için alışverişimizi yapıyor ve yola koyuluyoruz.Arkadaşlarımız ile bizi görünce korkan çocuklar hakkında konuşurken anlıyoruz ki BEYAZ ADAM vermek için gelmemiş hep buralardan bir şeyler götürmeye gelmiş.

 

Yol boyunca dağıtımlarımızı yaptıktan sonra Hartuma geç vakitlerde ulaşıyoruz.Nil nehri kenarında kısa bir mola verdikten sonra istirahate geçiyoruz.

Sabah erken kalkıp adak kesimlerimiz için yola çıkıyoruz. Adak kesimlerimizi gerçekleştirip dağıtım için bize refakat eden Adem kardeşimizin firmasının müdürü Myson Muhammed’i bölgeyi çok iyi bildiği için yanımıza alıp yola çıkıyoruz. İlk durağımız şehri dışındaki yetimhaneler.İlk yetimhanemize uğruyoruz etlerimizi kurs hocasına teslim ediyoruz.Zekat dağıtımı için bizleri kurs pencerelerinden bakan çocukları çağırıyoruz gelmiyorlar.Hocası sesleniyor gene gelmiyorlar.Hocanın elimizdeki para destesini havaya sallaması bir anda etrafımızı çocuklar sarıyorlar..

Dağıtımı yaptıktan sonra Ferhat kardeşimizin kısa bir konuşmasından sonra kenar mahalleri dolaşmaya başlıyoruz.İhtiyaç sahibi ailelere uğruyor zekat sadakalara birlikte etlerimizi teslim ediyoruz. Sonra tekrar bir yetimhane ve sonra tekrar mahalleler derken akşam ediyoruz.

 

Son olarak TİKA yetkileri ziyaret için TİKA’ya geçiyor ve helalleşip İstanbul dönüşü için tika çalışanı Muhammed Candallah kardeşimiz ile birlikte havalimanına hareket ediyoruz.

Havalimanında beklerken arkadaşlarımız ile durum değerlendirmesi yapıyoruz. Ortak kanaatimiz şu ki ;

1-Bölgeye gelen Beyaz adamların çoğu 1 verip 10 almaya geldikleri için sürekli sömürmüşler.Bu yüzden özellikle çocukların bir tedirginliği var.Ama Türkiye’den geldik dediğimiz zaman tüm dengeler değişiyor.

2-Bölge özellikle zirai açıdan oldukça verimli, bırakın dağ en ufak en ufak bir tepe yok denecek kadar az.

3- Orada yerleşik olan Türk iş adamları desteklenmeli ve değişik projeler ile bölge halkının kalkınması sağlanmalı.

4- Bu ve benzeri bölgelerde çalışma yapacak STK ların önü açılmalı, ulaşım ve diğer maliyetleri karşılanmalıdır.Aksi halde bölgeye ulaşım yüksek olduğundan yardım ulaştırmak zor olmaktadır


Şu Anda Veritabanında Herhangi Bir Galeri Mevcut Değildir.